More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Doğuş GÖKTAYPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

Doğuş GÖKTAY

hep böyle mi gidecek be PATR10

Cluster nedir?

Google'ı bilmeyenler el kaldırsın!!
Tamam kimse el kaldırmadığına göre ikinci soruya geçelim. Bu adamları herkes bilip kullanıyorsa bu yükün altından nasıl kalkıyorlar? Var mı dünyada o kadar güçlü bir makine. Cevap basit. YOK Peki amcalar ne yapıyorlar da bu yükün altından kalkıyorlar.
Mantık basit. Yük bölüştürme. Yalan olmasın şimdi bu işi yapmanın bir çok yolu var. Load Balancing adı altında. Aynı sunucudan "n" tane kurulur istekler sunucuların müsait olanına iletilir. Böylece sistemin yüksek erişilebilirliğe sahip olması sağlanır.
Peki eğer ben problemimin aynı anda bir çok makine tarafından çözülmesini istiyorsam ne yapmalıyım? Tüm bilgisayarları emrime verecek bir sistem yapalım. Fakat bir problemin parçalarının aynı anda çözülmesi mümkün müdür? Problem tipine göre değişiklik gösterir. Diyelim ki 10^9 tane sayıyı toplatmak istiyoruz. Sonra da bu sayıların ortalamasını tüm sayılara eklemek istiyoruz. Gerçekten çok fazla sayı var. Her toplama işlemi 1ns sürse ilk toplama işlemi için 10^3 saniyeye ihtiyaç duyarız. Böleriz. Sonra 10^3 saniye de ikinici toplama işlemi için geçer. 2x10^3 saniye kaybetmiş oluruz. Peki bu işlemleri paralel yaparsak ne olur? Tam olarak olmasa da "m" tane makinede işlem (2/m)x10^3 saniye sürer. Dersek çok güzel olurdu ama mesaj iletimi gibi nedenlerden dolayı bu süre biraz daha uzar. Pek bilimsel olmadığını kabul edebiliriz.
Şimdi gelelim işin güzel kısmına. OSCAR cluster kurulum işlerini gerçekten kolaylaştıran bir programdır. OSCAR ile "Thin Client" mimarisine sahip bir cluster kurabiliriz. "Thin Client" ne demek peki?
Üzerinde mümkün olduğunca az donanım olan sistem. HD'ye ihtiyaçları yoktur. İşlemcilerinin güçlü olmasına da gerek yoktur normalde ama cluster için bu gereklidir. Akla gelen soru makinelerin HD'si olmadan nasıl açılacakları. DHCP ve TFTP gibi teknolojiler yardımı ile. Bu teknolojilerle makinemizim CD'siz, disketsiz, HD'siz nasıl açılacak? Boot Image denilen zerzevatı nereden bulacak?
PXE Boot adı verilen teknoloji sayesinde ethernet kartımız bu sorunu çözüyor. MAC adresini tüm ağa göndererek IP adresi verecek yiğit bir DHCP sunucu arıyor. DHCP sunucu IP atamasını yaptıktan sonra güzel makinemiz TFTP yolu ile (Trivial File Transfer Protocol, Basit Dosya Transferi Protokolü) açılabilmek için gerekli dosyaları çekiyor.
- Hmmm Kulağa çok hoş geliyor. Yani bir sunucu makine bir de köle makineler lazım öyle mi?
- Evet aynen öyle. Tercihen sunucu makinede 2 ethernet kartı olsa çok güzel olur. Bir kart dış haberleşme için. Diğer kart da cluster ile ana makineyi bağlamak için.
- Harika, ama ben bu sunucu lafını hiç sevmem sen iki kere kullandın ben nasıl ayarlarım?
- Sen ayarlama OSCAR dedik ya..
OSCAR bizim için ne yapar. Biz istemci makinelerimizin MAC adreslerini OSCAR'a verdiğimiz takdirde onlar için gerekli DHCP ve TFTP sunucularının ayarlarını yapar. Bunun için tftpd ve dhcpd'nin çalışıyor olması yeterlidir..
- Diyelim ki cluster sahibi oldum. Her program çalışır mı?
- Çok güzel bir soru. Senin adın neydi çocuğum yüksek not vericeğim sana sözlüden
Programın parallel yazılmış olması gerekir, ya da çeşitli şekillerle paralelleştirilmesi. En yeni standart MPI'dır. MPI ile yazdığınız programlar canavar gibi çalışır. Bu parallel programlama ilginç bir iştir.

Yazan: Ömer Sezgin UĞURLU

BOĞA(20 Nisan - 20 Mayıs)

Olumlu Özellikleri: Pratik, güvenilir. Uyumlu, tahammüllü, güçlü değer yargıları var. Kararlı. Sanata ve güzelliğe düşkün. Güçlü istekleri var. Sıcak kanlı. Para sahibi olur. Duygulara önem verir.
 Olumsuz Özellikleri: Tembel. Kendine düşkün. Statik. Sıkıcı. Yeterince esnek değil. Orijinalite eksikliği, înat-çı. Alıngan.

Boğa Takım Yıldızı (Astronomi)
Boğa takımyıldızının birinci dekanatında Orion takımyıldızı vardır. Ekliptiğin güneyinde Amos ve Homer'in yanı sıra, Rigel ve Bellatrix yıldızları bulunur. İkinci dekanatta Eridonus takım yıldızı bulunurken, son dekanatta ise, burçla özdeşleştirilen Auriga yer alır.

Boğa Burcu Kadını Genel Özellikleri
Boğa burcu kadın sessiz, sakin ve mağrur duruşuyla dikkat çeker. Gerçekçi ve otoriter bir tavrı vardır. Girdiği ortamlarda hal ve tavırlarıyla dikkati çeker. Hırslıdır ve düşlediği bir şeye ulaşmak için elinden geleni yapar. Alışkanlıklarına bağlıdır ve sadakatsizlikten hoşlanmaz.

Boğa burcu kadını duygusal açıdan oldukça hassas ve kırılgandır. Birine değer verdiği zaman onun için daima elinden geleni yapar.Sadakatsizlikten hoşlanmaz. Dışarıdan soğuk görünmekle beraber, yumuşak kalplidir. Çalışkandır ve bir işe başladığı zaman sonuna kadar o işi götürür.

Boğa burcu kadını maddi rahatlığa fazlasıyla önem verir. Fakat giriştiği işlerde kendini çok fazla riske atmayı sevmez. Merhametlidir ve yardımseverdir. Gönül ilişkilerinde onun için sevgi ve saygı çok önemlidir. Tekeşlidir ve sadık bir eş olur. Boş zamanlarında yemek yapmayı, müzik dinlemeyi ve el sanatlarıyla uğraşmayı sever.

Boğa burcu kadını evine düşkündür. Huzursuzluktan hoşlanmaz. Hediye almaktan fazlasıyla hoşlanırlar.

Boğa Burcu Erkeği Genel Özellikleri

Boğa burcu erkeği inatçı, çalışkan, hareketli ve sakin yapısıyla dikkat çeker.Bu sakin görünüşünün altında oldukça hareketli bir insan vardır. Kızdığı zaman oldukça inatçı olur ve hiçbir şekilde düşündüklerinden ödün vermez.

Boğa burcu erkeği evine bağlıdır ve uyumlu bir eştir. Aynı zamanda çocuklarıyla arasında sıcak bir bağ vardır ve iyi bir babadır.Bir o kadar da sert ve disiplinlidir. İşlerine fazlasıyla düşkündür. Başladığı bir işi sonuna kadar devam ettirir.

Fiziksel anlamda yapılı ve sağlıklı bir görünüm içindedir,ancak boyun bölgesi en zayıf bölgesidir. Sağlığına dikkat etmesi gerekir. Çünkü göründüğünden çok daha hassastır.

Boğa burcu erkeği karşı cins tarafından oldukça beğenilir. İlişkilerinde sadıktır ve her anlamda fedakardır. Lüksten ve konfordan fazlasıyla keyif alır. Cömerttir, fakat savurgan değildir. En sadık dostlar boğa burcu erkeklerinden çıkar.

 

Aşkın Türleri

İlk Aşk:

Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, "ben ona nasıl aşık olmuştum acaba" diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aşkı tattırmış, en önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak. Daha ne olsun?


Yıldırım Aşk:

Var mı yok mu tartışmasının içinde değiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazılarının duyguları yağmur olup yağabiliyormuş. Yıldırım aşkla başlayıp yıllar süren beraberlikler de var üstelik. Barda oturan kadını/erkeği görüp "bu aksam nasıl yatağa atarım?" diye düşünenlerden bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettiğimiz gerçek yıldırım aşk. Tek dikkat edilmesi gereken, sürekli yıldırım aşka tutulanların genellikle kendi yarattıklari illüzyonun peşinden koşmaları, gerçekle karşılaştıklarında da yeni bir illüzyon yaratmalarıdır.


Olanaksız Aşk:

Bazen yolda yürürken rastlarız, bazen en yakınımızda bulunabilirler. "Bu ikisi bir araya nasıl gelmiş?" diye düşünürüz. Kendi başımıza geldiği de olmuştur, pedini sağa sola bırakan bir kadın ya da televizyondaki futbol maçını seyrederken daha önce hiç duymadığınız küfürler eden bir adam. Aman Allahım?" dersiniz. Ama olmuştur bir kere. Her aşkın olanaksız bir tarafı vardır gerçi, çoğunlukla bunları görmemeyi yeğleriz. Ama bu olanaksız taraflar bazen o kadar ağır basar ki, aşkın hem kaynağı, hem iddiası, hem motorize gücü, hem de terminatörü olurlar.


Yasak Aşk:

Men edilmiş, engellenmiş ve çoğu zaman da yasadışıdır. Ama aşığın gözü görmez ki... Belki de aşkı aşk yapan bu "illegal" tarafıdır. Kimbilir?


Platonik Aşk:

Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan şapır şapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdakı en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem asşı hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranışlarından, konuşmalarından işaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz. İnsanın bir kereliğine bu duruma düşmesi, tecrübesizlikle yorumlanıp, bağışlanabilir. Ancak, bir kereden fazla başınıza geldiyse, oturup kendi hakkınızda düşünmenizde yarar var.

Türkçe'nin Matematiği

Türkçe üzerine bir matematik modelleme ve bunun olası sosyal yansımaları üzerine bir zihin jimnastiği

[ UYARI : Bu yazı, yazarın kendi görüşlerini yansıtmaktadır. ]

Yazan: Ahmet Okar

Victor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçe'yi en zengin kullananlardan Yaşar Kemal'in romanları 3.500 kelimeyi geçmez" görüşü çok yaygındır. Bu görüş haklıdır zira Türkçe'nin Fransızca’ya oranla daha az sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce'ye, Almanca’ya, İspanyolca’ya oranla da daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha yetersiz bir dil olduğu anlamına gelmez! çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı dokunmaz ancak, gereği yoktur.
Başka bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında, aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçe'de anlamları sözlükteki tanımlar değil, kelimelerin cümle içindeki konumları belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektiği kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne sürülebilir.
İngilizce-Türkçe sözlükte "sick", "ill" ve "patient"ın karşısında hep "hasta" yazar. Bu bağlamda ingilizce’nin üç kat daha fazla sözcük içerdiği söylenirse bu doğrudur. Ancak, aradaki farkların Türkçe'de vurgulanamadığı söylenmeye kalkılırsa bu yanlış olur: "doktor falanca beyin hastası olmak", "böbrek hastası olmak", "internet hastası olmak", "filanca şarkının hastası olmak" arasındaki farkı Türkçe konuşan herkes bir çırpıda anlar.

Bunun nasıl olabildiğini görmek zor değildir. Bir kalem alıp, alt alta:
3+5=
12+5=
38+5=
yazmak, sonra da bunları toplamak yeterlidir. Hepsinde aynı "+5" yazdığı halde!
Sonuçlar farklı çıkıyorsa, Türkçe'de de hepsinde aynı "hastası olmak" ifadesi geçtiği halde sonuçlar farklı olacaktır. Türkçe'nin az araç ile çok iş yapmasının sırrı matematikte yatar. 0'dan 9'a kadar 10 tane rakam, artı, eksi, çarpı, bölü dört işlem işareti ve bir ondalık ayracı virgül, yani topu topu 15 simge ile sonsuz sayıda işlem yapılabilir. Türkçe de benzer özellikler gösterir. Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse matematiğin kılık değiştirmiş halidir.

Türkçe'deki herhangi bir fiilin çekiminin ve kelimelerin nasıl çoğul yapılacağının öğrenilmiş olması, henüz varlığı bile bilinmeyen, 5 yıl sonra Türkçe'ye girecek fiillerin nasıl çekileceğinin ve 300 yıl önce unutulmuş kelimelerin çoğullarının ne olduğunun biliyor olması demektir. Bu tıpkı birinci dereceden 2 bilinmeyenli bir denklemin nasıl çözüleceği öğrenildiğinde, sadece "x=6", "y=23" olan denklemlerin değil, aynı dereceden bütün denklemlerin nasıl çözüleceğinin öğrenilmiş olması gibidir.

Oysa sözgelimi ingilizce’de "go", "went" olurken "do", "did" olur. Çoğul ekleri için de durum aynıdır: "foot", "feet" olurken "boot", "beet" değil "boots" olur. Bunun tutarlı bir iç mantığı yoktur, tek çare böyle olduklarının bellenmesidir.

Türkçe'de ise, statik kelimeleri ezberlemek yerine dinamik kuralları öğrenmek gerekir. Türkçe'de neredeyse istisna bile yoktur. Olanlar da ses uyumu gereği "alma" olması gereken meyve isminin "elma" biçimine dönmesi gibi birkaç minör istisnadır. Kurallar ise neredeyse, bu dili icat edenlerin Türk olduğuna inanmayı zorlaştıracak kadar güçlü ve kesindir. Bu noktadan sonra, anlatılanları matematik olarak formüle etmek, aradaki ilişkiyi somutlaştırabilmek açısından yararlı olacaktır. Bunu yapmanın en kolay yolu ikili sayı sistemini kullanmak olduğu için de yalnızca 0 ve 1'leri kullanmak yeterlidir. İzleyen örneklerde [1=var] ve [0=yok] anlamında kullanılmışlardır.


Kelime kökü çoğul eki matematik ifade:
ev........ler.......evler
1.0.......0.1......1.1

Türkçe'deki bütün kelimelerin 2 bit olduğu varsayılabilir (ileride bit sayısı artacak). Tekil olan bütün kelimeler 1.0 (kelime kökü var; çoğul eki yok), çoğul olanlar ise 1.1'dir (kelime kökü var; çoğul eki var). Bu kural hiç değişmemek bir yana, öylesine güçlüdür ki Türkçe'de başka hiç bir dilde yapılamayacak bir şey yapılıp, olmayan bir kelimenin çoğulu dahi söylenebilir (0.1). Birisi karşısındakine sadece "ler" dediğinde, alacağı tepki: "anladık ler de, neler?" türünden bir cevap olacaktır. Bir şeylerin çoğulunun söylendiği bellidir de, neyin çoğulunun kastedildiği açık değildir.

Vurgulama / sıfat kökü zayıflatma matematik ifade
kırmızı
0.1.0
kıp kırmızı
1.1.0
kırmızı msı
0.1.1
kıp kırmızı msı
1.1.1

Türkçe'deki sıfatların anlamını kuvvetlendirmeye veya zayıflatmaya yarayan bu kural da hiç değişmez. Hatta istenirse bu kurala uyan ama hiçbir sözlükte bulunmayan, hem kuvvetlendirilmiş hem de zayıflatılmış garip sıfatlar bile türetilebilir. "Güneş doğmazdan az önce ufuk kıpkırmızımsı (kıp + kırmızı +msı; [1.1.1]) bir renk aldı" dendiğinde, herkes neyin kastedildiğini anlayacaktır. Çünkü ayaküstü türetilen bu sıfat, hiçbir sözlükte yer almaz ama, Türkçe konuşan herkesin çok iyi bildiği bu kurala uygundur.

Fiil çekimlerinde de işler farklı değildir. Burada zorunlu olarak kişi için 3, zaman için 2 bitlik gruplar kullanılacak. Çoklu bit grupları şunları ifade edecek:


011 = ben
010 = sen
000 = o
111 = biz
110 = siz
100 = onlar
00 = geniş zaman
11 = şimdiki zaman
10 = gelecek zaman
01 = geçmiş zaman


kök kişi matematik ifade

yeterlilik...................Oku (y)abil dim.........................= 1.1.0.01.0.0.011
olumsuz................... Oku (y)a ma z mış sın......................= 1.1.100.0.1.010
zaman.................. Gel me (y)ecek ti........................= 1.0.1.10.1.0.000
zaman...................Git me di k........................ = 1.0.1.01.0.0.111
hikaye...................Şaşır abil ecek ti niz .....................= 1.1.0.10.1.0.110
rivayet...................Bil (i)yor lar..................... = 1.0.0.11.0.0.100

kişi

tabloda zaman ile ilgili küme 3 bit yapılıp geçmiş zaman "di'li geçmiş" ve "miş'li geçmiş" olarak ikiye ayrılabilir, soru bileşkeni için ayrı bir bit eklenebilir, emir ve şart kipleri de işin içine katılabilir ancak, sonuç değişmezdi.

Cümleleri oluşturan öğelerin (özne, nesne, yüklem, vb...) Sıralaması da rasgele değildir. Türkçe cümleler bir tür "crescendo" (şiddeti giderek artan dizi) izlerler. Bütün vurgu en sonda yer alan yüklem (fiil) üzerindedir. Diğer öğelerin önemi, yükleme olan yakınlık/uzaklık konumları ile belirlenir. Yükleme yakınlaştıkça önem artar. Gene matematiksel olarak ele almak gerekirse, cümleyi oluşturan her bir öğenin toplam öğe sayısı kadar haneden oluşan bir matematik değere sahip olduğu varsayılabilir.

"dün ahmet camı kırdı" cümlesi 4 öğeden oluşmaktadır; o halde her öğe 4 haneli bir değere sahip olacak, ilk öğe en düşük, son öğe ise en yüksek değeri taşıyacaktır.

Cümle
matematik değer
0001
matematik değer
0011
matematik değer
0111
matematik değer
1111

1 dün ahmet camı kırdı.
2 dün camı ahmet kırdı.
3 ahmet dün camı kırdı.
4 ahmet camı dün kırdı.
5 camı dün ahmet kırdı.
6 camı ahmet dün kırdı.

Şimdi tablodaki cümleler tek, tek ele alınabilir:
1. Cümle: dün ahmet bir iş yaptı ve bu camı kırmak oldu.
2. Cümle: dün kırılan camı başkası değil ahmet kırdı (suçlu ahmet!).
3. Cümle: ahmet'in dünkü işi camı kırmak oldu (belki önceki gün kitap okumuştu).
4. Cümle: ahmet camı herhangi bir zaman değil, dün kırdı (yarın kırması gerekiyor olabilirdi).
5. Cümle: cam düne kadar sağlamdı, kırılmasının suçlusu ise ahmet.
6. Cümle: camı ahmet zaten kıracaktı, bunu dün yaptı.

Cümleyi oluşturan öğeler kesinlikle aynı kalırken (cam hep 'i' haliyle "camı" olarak kaldı; fiil hep 3. Tekil şahıs, di'li geçmiş zamanda çekildi, vb.) Sadece yerlerinin değişmesi cümlelerin anlamlarını da değiştirdi.

Her cümlede 0011, 0001'den daha fazla, 0111 bu ikisinden daha fazla, 1111 ise hepsinden daha fazla önem taşıdı. Anlamı belirleyen de zaten her bir öğenin matematik değeri oldu. Kelimelerin statik anlamlar taşıdıkları dillerde, zaman belirtecinin (dün) yeri değiştirilerek elde edilebilecek 2 çeşitlemenin dışında diğer anlamları vermek için kip değiştirmek (edilgen kip - passive mode kullanmak) veya araya açıklayıcı başka kelimeler eklemek gerekir. Türkçe konuşanlar ise her bir cümlenin diğerinden farkını derhal anlarlar.

Matematik ile olan alışveriş yalnızca verilen örneklerle sınırlı değildir. Türkçe'nin ne tarafı ele alınsa bu ilişki ile yüz, yüze gelinir. Türkçe'nin bu özelliğini "insanlar kendilerine ulaşan mesajları nasıl anlarlar? Bunun kullanılan dil ile bir ilgisi var mıdır? Bir Fransız, bir İngiliz, bir Türk aynı mesajı kendi ana dillerinde alsalar, birbirleri ile aynı şekilde mi, yoksa farklı mı algılarlar? Eğer dilin algılamayla ilgisi varsa, işin içine bir dil karışmadığı yani sözgelimi bir pantomim gösterisi izlenir veya üzerinde hiç yazı olmayan bir afişe bakılırken, dil ile ilgili bu alışkanlıklar nasıl etki ederler?" türünden sorulara yanıt ararken fark ettim. Bu özellik konuya ilgi ve sabırla yaklaşıp bakmayı bilen herkesin görebileceği kadar açık. O nedenle, bu güne kadar kesinlikle başkaları tarafından da görülmüş olmalı. "Türkçe çok lastikli, nereye çeksen oraya gidiyor" diyenler de aslında, hayal meyal bu özelliği fark eder gibi olup, ne olduğunu tam adlandıramayanlardır. Türkçe teknik açıdan mükemmel bir dildir.

Bu mükemmelliğin nedeni matematik ile olan iç içeliktir. Keza, ne yazık ki Türkçe'nin, bu dili konuşanlara kurduğu tuzak da buradadır. Kentli-köylü, eğitimli-eğitimsiz, doğulu-batılı, vb. kültür çatışmaları dünyanın her yerinde vardır. Gene dünyanın her yerinde iyi, kötü işleyen bir "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon! " süreci bu çatışmayı kendi içinde bir takım sentezlere götürür. Türkiye bu açıdan dünya genelinin biraz dışındadır. Bizde "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci ya hiç çalışmaz, ya da akıl almaz bir yavaşlıkta çalışır. Sorun, başka sebeplerin yanı sıra kullandığımız dilden de kaynaklanmaktadır. Düşünme, kendi kendine sözsüz konuşma olarak kabul edilirse (bence öyledir), anadilin kişilerin düşünce yapısı üzerinde etkili olduğunu da kabul etmek gerekir; insanlar kendi anadillerinde düşünürler. Türklerin büyük paradoksu işte buradadır. Teknik açıdan mükemmel bir dil olan Türkçe, kendi dışımızdaki dünyayı kendimizce değiştirmeden, olduğu gibi algılamaktaki en büyük engelimizi oluşturmaktadır.

Örneğin, Türkiye dışına yabancı işçi olarak giden ilk nesil gerek bulundukları ülkenin dilini öğrenme, gerekse oradaki yaşam biçimine ayak uydurma konusunda muhteşem bir direniş gösterdiler. Bu direnişin boyutları o denli büyük oldu ki, başka hiç bir diasporada gözlenmeyen gelişmeler yaşandı. Türk diasporası, gettolaşıp kendi kültürünü gene kendi içine kapanık bir çevrede yaşayacak yerde, kendi kültür kurumlarını o ülkeye ithal etti. Asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri kabul edilen İspanyollar, gittikleri yere sadece gazetelerini ve bazen de radyolarını taşımakla yetinirken; Türklerin bunlara ek olarak (hem de birden çok) televizyon kanalları ve hatta kendi fast-food'ları (lahmacun, döner, vb.) oldu.

Bunları başaran insanların yeteneksiz olduklarına, dil öğrenmeyi de bu yeteneksizlikleri yüzünden beceremediklerine hükmetmek en azından adil ve gerçekçi olamaz. Keza, böylesine önemli bir kültür direnişi gösterenlerin, orada doğan çocuklarını eğitirlerken, bunca sahip çıktıkları kültürlerini göz ardı etmiş olmaları da düşünülemez. Ancak gözlemlenen o ki, orada doğan ikinci nesil, gene sözgelimi İspanyollar arasında hiç görülmediği kadar hızla asimile oldu. Bunun nedenini evdeki Türkçe'nin yanısıra okulda öğrenilen ve ev dışında yaşanan, o ülkenin dili faktöründe aramak çok yanıltıcı olmayacaktır.

Biz Türkler, konuşmayı öğrenirken (tıpkı sick, ill, patient örneğinde olduğu gibi) farklı durumların farklı kavramlar oluşturduğunu, bu farklı kavramların da farklı adları olması gerektiğini öğrenmeyiz. Aynı adı taşıyan farklı kavramları birbirinden ayırmaya yarayacak sezgisel (sezgisel=doğal=matematiksel) yöntemin kurallarını öğrenmeye başlarız.

Sezgiselliğe şartlanmış beyinler ise dış dünyayı hiçbir değişikliğe uğratmadan, olduğu gibi algılamayı bilemediklerinden, bildikleri tek yönteme yani kendilerince anlam çıkarsamaya veya başka bir ifadeyle "sezdikleri gibi algılamaya" yönelirler.

Algıladıkları kavramların tümü kendi çıkarsamaları doğrultusunda şekillenmiş olan, kendilerince tanımlanmış bir dünyada yaşayan insanlara ulaşan mesajlardaki kodlar ne kadar "herkesçe bir örnek" algılanabilir? Üzerinde emek harcanmaya değer temel sorulardan biri budur. Bu sorunun yanıtı belirginleştikçe, neden batıdaki sistemlerin bir türlü Türkiye’de oluşturulamadığı sorusunun yanıtı da belirginlik kazanabilir.

Türkçe'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bu özel durum kuşkusuz tüm iletişim alanları için geçerlidir. Yunus Emre’nin okuması, yazması olmayan göçebe Türkmen boyları arasında 700 yıl boyunca bir nesilden diğerine büyük bir sadakatle, sözlü kültür ürünü olarak aktarılmasının ardında Türkçe’nin sezgiselliğini sonuna kadar kullanmadaki becerisi vardır. Tanzimat aydınları ve Cumhuriyet aydınlarının bir türlü geniş kitlelere seslerini duyuramamalarının nedeni de gene aynı denklemin içinde aranmalıdır. Fransız gibi, Alman gibi düşünmeyi öğrenenler, meramlarını anlatırken bunu yeni öğrendikleri düşünce sistematiği içinde yapmaya kalkışmış ve Türk gibi anlatmayı becerememiş olduklarından başarısız kalmışlardır.

Mesajlar sadece algılanabildikleri kadar etkili olurlar. Mesajları üretenlerin kendi konularına ne kadar hakim oldukları mesajın bütünlüğü açısından önemlidir ama, hitap edilen kişilerin kendilerine yönelen mesajları nasıl algıladıkları her şeyden daha önemlidir.

SİGARA İÇMENİN VÜCUDA ETKİLERİ

SİGARANIN ZARARLARI

SİGARA İÇMENİN VÜCUDA ETKİLERİ

Artık herkes sigaranın ne kadar ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Tütünün kanserojen olduğunu duymayan, bilmeyen kalmadı. Ancak, sigaranın zararları bununla bitmiyor, her türlü kalp ve akciğer hastalığına yol açıyor, damar tıkanıklığı felce kadar götürebiliyor.

İlk nefes ... ve sonrası

Sigara içtiğiniz anda, vücudunuz etkilenmeye başlar. Nabzınız yükselir, daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız. Kan dolaşımınız yavaşlar. Sigara içinde yaklaşık 3.700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. En zararları da karbon monoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımınıza karışır. Bunun sonucunda, astım, ciğer yangısı, göğüs ağrıları başlar. Daha sık nezle, grip ve soğuk algınlığı geçirmeye başlarsınız.

Her on üç saniyede bir kişi, sigaraya bağlı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Her yıl dünyada 2.500.000 milyon kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseridir, ikinci önemli sebep kalp hastalıkları ve diğer kanser türleridir.

İnsan vücudunda, hiçbir bölüm yoktur ki; sigarada bulunan kimyasal maddelerden etkilenmesin. Bu bölümde, vücudunuzda kısa bir tur yapacağız ve vücudunuzun ne halde olduğunu size göstereceğiz:

Baş ve Yüz

Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür.

Akciğer ve Bronşlar

Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol açar. Sigara içenler, içmeyenlere on kat daha fazla akciğer kanseri olma riski taşırlar.


Kalp

Sigaranın kalbe verdiği zararlar tek kelimeyle yıkıcıdır. Nikotin kan basıncını yükseltir ve kanın daha çabuk pıhtılaşmasına sebep olur. Sigarada bulunan karbon monoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle damarlarda kolesterol depolanır ve bu da kalp krizi riskini arttırır. Bunun yanı sıra, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak, felç, parmaklarda kangren ve iktidarsızlık, sigara içenlerde çok sıklıkla görülen hastalıklardır.

Organlar

Sigaranın sindirim sistemine pek çok kötü etkisi bulunmaktadır. Sigara tüketimine bağlı olarak, midede asit salgılanması artar, mide yanmaları ve ülser başlar. Sigara bağımlılarında pankreas kanseri çok sıklıkla ortaya çıkar, büyük ölçüde ölümle sonuçlanır. Sigaranın ihtiva ettiği kanserojen maddeler, idrarla dışarı atılır ancak bu maddelerin vücuttaki varlığı mesane kanserine yol açar. Sigara yüzünden oluşan yüksek kan basıncı ise böbreklere büyük zarar verir.

Sonuçlar

Sigaranın sağlık üzerindeki kötü etkileri araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar göre, sigara tiryakisi erkeklerin %40'ı henüz emeklilik yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Bu oran sigara kullanmayanlarda %18'dir. Sigara kullanan kadınlarda ise rahim kanseri riski çoğalmaktadır, hamile kadınların sigara içmesi ise sakat ve ölü doğumlarla sonuçlanmaktadır.

Tüm bunlara rağmen, sigarayı bıraktığınız anda vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. On yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş gibi olur. Ancak, sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklerseniz, vücudunuzun kendini tamir etmesi için pek fazla vakti olamayacaktır. Ne yazık ki, bu hastalıklar çoğunlukla öldürücüdür. Sigarayı bırakmanız için daha iyi bir sebep olamaz. Ne Dersiniz?

Türkiye'nin Gurur Tablosu(KAHRAMANLARIMIZ)

Bir PKK mağarası duvarında yazılan yazılar.

* Eğer bi asker sizi gördüğü zaman durmadan ateş ediyorsa bilin ki o acemidir.
Kurşununun bitmesini bekleyin, bittiği zaman gidin kafasına sıkın...

* Eğer sadece sizi gördüğü zaman ateş ediyor, saklandığınız zaman duruyorsa o bir komandodur.
Kaçın ve canınızı kurtarın...

* Eğer sizi gördüğü zaman ortadan kaybolmuşsa ve etraf sessizse bilinki o bordo berelidir.
Merak etmeyin o sizi bulur...

ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Web Sitesi www.tsk.mil.tr'de Özel Kuvvetler'e ayrıntılı bir sayfa ayrılmış.Sayfada Özel Kuvvetler'den "AKINCILAR" olarak sözedilmesi ilginç.


1.ÖZEL KUVVETLERİN TARİHÇESİ

"Özel Kuvvetler Terimi", Ondokuzuncu Yüzyılda askeri terminolojiye girmiştir. Günümüze dek yapılan savaşlarda yaşamsal roller üstlenen Özel Kuvvetlerin tarihi çok yeni olmasına rağmen; uygulanan tektik ve görevler açısından tarihin derinliklerine, özellikle Hun Türklerinin ve diğer Türk boylarının ustalıkla kullandıkları "AKINCILAR" 'a kadar uzanmaktadır. Tarih boyunca Türk ordusu, kendisinden daha güçlü birliklere karşı her zaman büyük mücadeleler vermiş ve bugünkü anlamda özel harekat tekniklerini uygulayan kuvvetleri kullanmıştır.

Osmanlı döneminde ordunun en önünde yer alarak düşman hatları gerilerinde bir fırtına gibi esen "AKINCILAR", bir anlamda ilk Özel Kuvvetleri oluşturmuşlardır. Kurtuluş Savaşında milli ordunun ihtiyaç duyduğu personel, silah, cephane, araç ve gereçlerin Anadolu'ya sevkıyatı ile vatanın dört bir yanında işgalci kuvvetlere karşı Milli Mücadelenin yürütülmesine ön ayak olan ve cephe gerilerinde işgal ordularına darbeler vuran çeteler ile Teşkilat-ı Mahsusa, bugünkü Özel Kuvvetlerin görevlerini, dönemlerinde yerine getiren teşkilatlar olmuştur. Cumhuriyet döneminde de en ciddi sınavını, Kıbrıs Türklerinin özgürlüğüne kavuşmasında Türk Mukavemet Teşkilatı içinde yer alarak vermiştir.

Bugünkü özel Kuvvetler Komutanlığının çekirdeği; 2 nci Dünya Savaşını müteakip, Sovyetler Birliğinin Türkiye için büyük bir tehdit oluşturması üzerine, Silahlı Kuvvetlerin harekatını, düşman gerisinde icra edilecek faaliyetlerle kolaylaştırmak maksadıyla; 1952 yılında, zamanın Yüksek Savunma Kurulunun karan ile Milli Avcı Birlikleri şubesi olarak kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren, gelişimini modem çağın gereklerine uygun olarak sürdürmüş ve TSK.nin reorganizasyonu kapsamında 1992 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı adını almıştır. Özel Kuvvetler Komutanlığı Özel Birlikler, Okul ve Destek Birlikleri şeklinde teşkilatlanmıştır. Özel Birliklerin temeli her biri kendi konularında uzman timlerden oluşmuştur.

2.VAZİFELERİ

Özel Kuvvetler Komutanlığı; Özel Harekat ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, ileri teknoloji ürünü cihazlar ve silah sistemleri ile teçhiz edilmiş, üstün eğitim ve esnek bir komuta sistemine sahip çok maksatlı bir kuvvettir. Özel Kuvvetler Komutanlığı; mevcut kuruluş ve yapısıyla her türlü hava ve arazi şartlarında; yurtiçi ve yurtdışında düşman derinliklerinde özel harekat, Muharebe Arama/Kurtarma ve İç Güvenlik Harekatı planlama ve icra etme imkan kabiliyetine sahiptir.

Bununla beraber, dünya üzerinde çeşitli bölgelerde sıklıkla karşılaşılan savaş dışı harekatlar dikkate alınarak, Barışı Destekleme, İnsani Yardım ve Tahliye, dost ve müttefik ülke Özel Kuvvetlerinin kurulması ve gelişimine katkı sağlamak gibi görevleri de yerine getirebilecek imkan ve kabiliyete de kavuşturulmuştur.

Marmara bölgesinde 17 Ağustos 1999 ve Bolu-Düzce Bölgesinde 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen deprem felaketleri sonrası, benzeri doğal afetlerde afet bölgesinde A/K faaliyetleri icra etmek maksadıyla, dünya standartlarına sahip TSK. Doğal Afet Arama Kurtarma (DAK) Birliği Mayıs 2000 tarihinde Öz.Kuv.K.lığı bünyesinde teşkil edilmiştir. Bu birlik üç saat içinde yurtiçi ve yurtdışında her türlü doğal afete müdahale edebilecek yeteneğe kavuşturulmuştur.

3.ÖZEL KUVVETLERİN ÖZELLİKLERİ

Özel Kuvvetlere personel gönüllülük esasına göre Kıtalardan ve sınıf okullarından alınır.

Kamuoyunda "BORDO BERELİLER'' olarak bilinen Özel Kuvvetler Komutanlığı üstün bedeni ve fikri yeteneğe sahip personelden oluşmaktadır.

Özel Kuvvetler personelinin eğitimlerinde; Öz.Kuv,K.lığının vazifelerini yerine getirmesini sağlamak maksadıyla, fikri eğitim yanında, yoğun ve yorucu eğitimlerle personelin fiziki ve ruhsal dayanıklılığı artırılmakta ve hareketlerin alışkanlık haline getirilmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle her personel Komando, Paraşüt, Hayat-ı idame, Su Üstü ve Su Altı ve Lisan gibi 3,5 yıl süren yurtiçi ve yurtdışı kurslardan geçirilmektedir.

Özel Kuvvetler personeli, sıcak çatışma yanında, asimetrik tehditlere karşı eğitimi, yabancı dil konusundaki yeterliliği, harekat bölgesinin kültürüne yakınlığı, yeni durumlara süratle adaptasyonu, politik ve ekonomik konulara yakınlığı ve gündemi yakinen takip etmesi özellikleriyle de iyi bir diplomat özelliklerine sahiptir.

Özel Kuvvetler personeli, kazanılmış yeteneklerinin muhafazası ve kendisine her an verilecek vazifelerin yerine getirebilmesi maksadıyla, idame eğitimleri yanında, her türlü silahlar ile atış ve müşterek tatbikatlar icra etmektedir.

Özel Kuv.K.lığı; eğitimlerini, alacağı göreve uygun olarak Türkiye'deki uygun bölge ve tabiat şartlarında yapmaktadır. Ayrıca Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri, J.Gn.K.lığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile de müşterek eğitim ve tatbikatlar icra etmektedir.

Her yıl NATO Tatbikatlarına kararlaştırılan oranda katılmaktadır. Ayrıca dost ve müttefik ülke Özel Kuvvetleri ile yapılan mutabakata göre Türkiye' de veya kendi ülkelerinde müşterek eğitim yapmaktadır.

Özel Kuvvetler Komutanlığının her bir personeli Silahlı Kuvvetlerimizin bütün mensupları gibi yüreği Vatan, Millet ve Atatürk sevgisi ile dolu olup, görevini emir komuta zinciri içerisinde büyük bir özveri ile yerine getirme azim ve kararındadır.



Bordo Bereliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik sınıf ve rütbelerdeki subay ve astsubaylarından oluşan, iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesine karşı her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek nitelikte üst düzey eğitime tabi tutularak yetiştirilmiş özel askerlere verilen isimdir.

Bordo Bereliler aynı zamanda devlet büyüklerinin yakın koruma görevini de yerine getirirler. Dünyanın en iyi askeri özel timleri sıralamasında 1. sırada yer alır. (Kimi verilere göre 2004 yılında Almanya'da düzenlenen Özel Kuvvetler yarışmasındaki birincilik performansıyla ilk sıradadır). Ününü Abdullah Öcalan'ın yakalanma görevinde duyurmuştur. Bordo Berelilere üye olan askerlerin adları soy adları
MİT tarafından korunur.


Eğitimleri
Yurtiçi, yurtdışı ve ihtisas eğitimi olmak üzere 3 ayrı dalda 47 ayrı ders eğitimi gören "bordo bereliler", 3.5 yılda yetişmektedir.Yurtiçinde 72 hafta süreli temel nitelikli kurslar gören elit askerlere, bu eğitimden sonra yurtiçi ve yurtdışında ihtisas eğitimi verilmekte, ihtisas süreleri 10 ila 52 hafta arasında değişmektedir. Yaklaşık 3 - 3.5 yıl sonunda aday, gerçek bir "bordo bereli" olmak suretiyle özel timlerde görev alacak duruma gelmektedirler.

Yurtiçinde; savaş beden eğitimi, özel harekat, yakın muharebe, teşhis-tanıma, uzak mesafeli keşif ve devriye, sızma, yaşamı sürdürme - sorgulama sorguya mukabele, kaçma - kurtulma, hedef tarifi - ateş tanzimi - hasar tespiti, özel operasyon, psikolojik harekat, halka yardım, paraşüt, komando, gayri nizami savaş, koruma, kış muharebesi, kurbağa adam, serbest paraşüt eğitimi.

İhtisas kurslarında; atlatıcı ve yer ekip komutanlığı, tahrip teknikleri, mayın ve bubi tuzakları, ilk ve acil yardım, cerrahi teknisyen, hayatta kalma-kurtulma, cephane imha, hafif silah uzmanlığı, ağır silah uzmanlığı, istihbarat uzmanlığı, harekat uzmanlığı, muharebe kursları, psikolojik harekat kursları.

Yurtdışında; özel kuvvetlerde uzmanlık, ranger, hava indirme, sivil işler, halkla ilişkiler, devriye, yaşamı sürdürme, psikolojik harekat kursları.

Terörist Abdullah Öcalan'ın Kenya'dan alınmasını sağlayan birliktir


Eski Bir Bordo Bereli Komutanının Röportajı !!

Burada Egitimleri Hakkında Azda Olsa Bilgi Verilmektedir !!

1)amerika bize f 16 ları ilk gönderdiginde mühendisler hemen işe koyuldular.planları yapıyorduk ama hatalı çıkıyordu.aksamında sorunlar vardı.yapıp yapıp bozduk.onlarca defa denedik.amerikayı aradık ellerinden bir şey gelmeyecegi gibi laflar zırvaladılar.bu ise ozamanın hava kuvvetleri komutanını okadar kızdırmıstıki mühendisleri bu iş için ayrı olarak görevlendirdi.2 aylık bir uğraşla amerikanın gönderdiği f 16 ların üzerinde öyle bir oynandıki şu anda Amerika dahil diğer ülkelerin ellerinde bulunan f 16 ların 3 katı daha teknolojik ve güçlü.

2)amerikanın ünlü stratejik keşifçisi hürriyete bir açıklamada bulunmuştu.Türkiye'nin bütün gizli üstlerini biliyoruz diye.bende dahil bütün askeriye zamanında buna gülüp gecmiştik..yıllar önce boşalttıgımız yerleri bunlar sizin gizli yerleriniz diye önümüze koyuyorlardı.sadece elle tutulur boluda yeriniz var diyorlardı.müsade istediler hiçbir zaman o müsadeyi alamadılar.yıllar boyunca yalan olaylarla orayı bulabilmek için araştırma ekibi gönderdiler her seferinde asker onları ordan geri gönderiyordu.bir gün boluda vatandaslarımız kayboldu dediler valilikten izin aldılar ve orayı araştırdılar.2 hafta sonra arkalarına baka baka geldiler ve mızmızlandılar.biz sizin müttefikiniziz niye bize sölemiyorsunuz diye.

3)Türkiye'de çoğunlukla gencler ve yeni nesil TSK’yı güçsüz buluyor.arastırma yapılmadıgını amerikanın şusu busu var bizim niye yok diyorlar.ama hiç yazılanlara ve duyduklarına inanmıyorlar.askeriye bişey keşfettiginde veya icad ettiginde bunu direk acıklamaz.insanlar dedikodu dedikleri şeyler bazen gercek olabilir.kim demişki amerikada var bizde yok diye makine kimyada çok yönlü arastırmalar yapılıyor.israil teknolojik olarak güçlüdür ama demekki türkiyede güçlüki köşe dönen füze ve silahları bizle birlikte üretip geliştirmek istiyorlar.dünyanın ilk uzun menzilli topunu yaptık(35 km.).bunu üzerine atom ve nükleer silahları soruyorum verdiği cevap bende dahil çoğu yetkili bu silahların bizde olup olmadıgını bilmez.bunlar en üst düzey yetkililerin bilecegi cok gizli konulardır.ama savunma bakanımızın hatırla dünyanın bir yerinde açıklanamayan füze denemeleri yapılıyorsa,kimse diyemez bunu Türkler yapmıyor diye.

4)sana kısaca Türk askerinin başarılarını,gercek dış ülkelerde konusulanları ve olası bir savaşta Türklerin ne yapacağını söyleyim.a)türk askeri dünyanın en iyi ve ciddi ordusudur(dünya ülkelerinin ortak yaptıgı bir araştırmada türkiyenin bu dalda ödülü var ve bunu alan baksa ordu yok) b)türk hava kuvvetleri dünyanın en iyi pilotlarına sahiptir.nato ve bircok ülkenin pilotlarını eğitiriz.amerikada düzenlenen gercek savaş simulasyonunda(bu bir pc oyunu ama tam bir savaştır ve en üst derece dünya ülkeleri tarafından onaylıdır.)burada dünyanın her ülkesinin en iyi pilotları savaşırlar.bu stratejik simulasyon o kadar zordurki 1 düşman ucagı indirmek bile cok zordur.ama biz ne yaptık bizim bir pilotumuz tek basına iken 8 düşman ucagı indirmiştir. Bu başarısı amerikada olay oldu ve baksan bush onu amerikan ordusuna alabilmek için neler neler yaptı ama lamadı. c)deniz kuvvetlerine yatırımımız çok yoktur.deniz kuvvetlerimiz çok güçlü degildir ama buda bir stratejidir.3 yanı denizlerle kaplı bir ülkede soruyorsun kendine degilmi?nasıl bu ülkenin deniz kuvvetleri cok güçlü degildir diye.onunda bir caresini genel kurmay bulmustur sana Rusların gemilerle bogaza girmek istediginde karsılarına aniden cıkan o denizaltı olaynı hatırlamanı istiyorum(bu olay kardenizden bogazlara gecmek istedikleirnde karsılarına aniden çıkan denizaltıyla kaçmaları olayı.dagın altında mağaralaradan koskoca bir filo cıktı. d)profosyonel ve gerilla askerligini en iyi bilen ordu bizdedir.hala İsrail dahil bircok ülkeye dersler veriyoruz bu alanda.kısaca şu zamanda türkiyeye bir ülkenin saldırma olasılıgının nerdeyse sıfır oldugunu ve tsk nın gücünün tüm dünyaca bilindigini söyledi.ve şu örnekle devam etti ihtilal bile olsa şu anda Türkiye dünyada en cok askeri çıkarbilen ülke ne Amerika nede 1.5 milyarlık çin nede başka ülkeler.türkiye 19.5 milyon asker cıkarbilir.ben ona zamanında bordo bereli olmayı istedigimi söyleyince oda bordo berelilerden sözetmeye basladı.
Bordo bereleilerin görevi özel harekat ve savunmadır.yıllarca pkk dahil bircok yasa dışı örgüte kan kusturmuslardır.farklı aralıklarla yapılan dünya özel kuvvetler taarruz,savunma yarışmalarında 2 yarısma hariç hep birincilikle dömüşlerdir.ne amon’u ne delta force’u bordo berelilerin önünde ayakta kalamadı.almanya,Fransa dahil bircok Avrupa ülkesi özel kuvvet eğitimi aldırmak için sıradalar.ama bordo berelilere verilen ağitimin %30’u o ülkelere gösteriliyor.özel operasyonlarda sessizlik ve hız en önemli degerlerdir.k.lock dedikleri kilitleri delta force dahil diğer ülkeler 10,13 saniye arası acarken bordo bereliler maximum 7 saniyede acıyorlar.200 metrede hala nokta atışı 400 metredede bir kağıda her çizgisi 5cm’lik üçgen cizebiliyorlar.ordudaki çoğu askerin hayalidir bordo bereli olmak.ama bu iş her babayiğitin altından kalkabileceği bir iş değildir.sen karını,çoluğunu çocuğunu,ananı babanı yok sayabilirmisin Erhan? Bak oğlum bordo bereli bildiğimiz askerlere benzemez.tabiri yerindeyse yanında ailesini kesseler umursamazlar.o askerlerin eğitiminde duygusallık diye bir şey yoktur.ben onların komutanı olsam ve onlara beni vurun emri versem ikinci bi emiri beklemez vururlar.eğitimlerinde bir insanın başarabileceği noktanın üstündeki işler için eğitim alırlar.kısacası en ağır şartlar onlar içindir.işte bordo bereliler bunun için bir numaradır.komando ve piyade birlikleri pkk lılarla çatışırken bordo berelileri her zaman çatışmanın arasına atarlar ve belki 6 sattir süren çatışmalar maximum 20 dakka içinde son bulur.pkk lılara bir soru sorarız yakaladıgımız zaman:’türk askerinin geldiğini nasıl anlarsın? Şarjörlerini üstümüze boşaltırlar ‘peki komandonun geldiğini nasıl anlarsın’ yarım şarjör atarlar isabetli atarlar. ‘peki bordo berelilerin geldiğini nasıl anlarsın’ tek atış duyduysak ve isabetliyse veya hiç atış olmadan adamlarımız azalıyorsa bilirizki etrafta bordo bereli vardır ve sadece kasaturayla bizi harcıyordur. İşte oğlum bordo bereliler böyledir.sana 3 olay anlatacağım o olaylar biraz daha detaylı acıklar sana kim olduklarını.(olay 1)doguda bir gece 12 kişilik bir komando birliği aldığı talimat üzerine dağa cıkıyorlar.dağda gezinirken pkk lılarla catışmaya giriyorlar.ama pkk zannettikleri aslında o gece orda devriye gezen bordo bereli timi(3 kişi).komandoların hepsi şehit düşüyor.bordo berelilerde ise hiç kayıp yok…olaylar öğrenildiğinde komando birliğinin komutanı çatışma yerine gidiyor.gittiği zaman şehitlerin olduğu yerde yüzlerce boş kovan görüyor.bölgeyi araştırdıklarında 275 metre aşşagısında 12 boş kovan buluyorlar..bu şu demek tak tak ve tak…(olay2)11 kişilik bir bordo bereli timi bir köyün güvenliğini sağlıyor.halk onlara cok sıcak ve samimi davranıyor.pkklılar bu timi bir gece pusuya düşürüp hepsini şehit düşürüyor ve kıyafetleri dahil bütün eşyalarını alıp kendileri giyiyor.o köyde bordo bereliler şehit düştü diye bayram havası var.aylarca korudukları o köyden bir hain pkklılara bilgi sızdırıyor.köyün komple pkklı olduğu spnradan ortaya çıkıyor.pkklıların bu yaptığı olayın ikinci ayında ortaya cıkıyor ve oraya 4 kişilik bir bordo bereli birliği gidiyor.sonuç:2 saat sonra 178 kişilik köyden tabiri caizse eser yok oğlum.(olay3)amerikanın askerlerimizin kafasına çuval gecirdiği o olayda orda 8 kişilik bir bordo bereli timi vardı.eğer orda komutanları emir verseydi ne ordaki 45 amerikalı asker ne diğer 20 kişilik Kürtler hiçbiri sağ cıkamazdı.orayı öyle bir savunurlardıki çok kanlı biterdi.hiç olmadı o binanın altında kilolarca patlayıcı vardı.güvenlik için orayı havaya uçurmaları bile bazı şeylere net bir cevap olurdu.o olaydan sonra orda bordo bereli oldugunu Amerikalıların ozamanki komutanı öğrendi ve genelkurmayı aradı’’askerlerinizin gösterdiği anlayış ve merhametten dolayı çok teşekkür ederim.tanrıya bin şükürki askerleriniz askerlerimizi evlerine sağ salim gönderdi.’’bu anlattıklarından sonra gercekten gurur duymaya basladım.ve komutan konuyu sas ve sat’a getirdi ve devam etti.bordo bereliler dısında tsknın bircok birimi vardır.bunların her biri birbirinden değerli askerlerdir.sas ve sat’ı duymussundur.o askerlerde cok agır egitimden gecerler.al sana bu eğitimden 2 örnek…sas’a veya sat’a gidecek olan adaylar boş bir araziye götürülür.üzerlerinde don ve atlet dışında hiçbir sey bulundurulmaz.bu adaylara bir yol gösterilir.bu yolun sonunda onları bir kulube bekler.onlardan 6 km’lik yolu 1 saatte almaları istenir.ve oraya gitmek için yola koyulurlar.adaylar cıktıktan 10 dakka sonra her biri için özel sırf öldürmek için eğitilmiş köpekler bırakılır.1 saat oldugunda komutanlar ve denetçiler yola koyulurlar.o yolda o köpeklerin cesetlerini bulurlar.. genelde adamlar cıplak elle veya dişleriyle köpekleri parcalamıstır.hemen sordum peki komutanım hiçmi eğitim zaiatı olmuyor diye hemen cevap verdi.olmaz olurmu….diger bir eğitimdede adyların hepsi Zodyak botlarla denizin ortasına götürülürler ve bırakılırlar.belli bir saat sonra oraya tekrar bi botun onları almaya gelecegini bildirip ayrılırlar.direncli olan yaklasık 3 saat o suda hayatta kalmayı basarır.eğitim zaiatı cok olur bu eğitimde.bot geri geldiğinde kesinlikle durmaz.yanlarından gecer tutundun tutundun tutunamadın bir 3 saat daha beklersin.her seferinde böyle olur ve sas ve sat bu yüzden alanlarında 1 numaradır daha ne eğitimler görürlerki bir insanın imkansız dediği şeyler.türk silahlı kuvvetlerinin stratejistleri yüzlercedir.komutanların altında cok önemli ve kıdemli insanlardır.biz bosuna demedik pkk ya yardım ettiği için suriyeye 15 dakkada kuzeyinizden girer güneyizden çıkarız diye..işte tsknın sadece bir bölümü bukadar kuvvetlidir.sadece bordo bereliler bircok Avrupa ve dünya ülkelerinin bütün ordularına denk sayılır.


Saygılarımla...



ALINTIDIR


Bordo Bereli diye tabir edilen Özel Harekat Birliğinin asli görevi, Ülkemizin herhangi bir işgal altında kalması durumunda, Gayr-i Nizam-ı Harb usullerini kullanarak, halk içinden direniş maksadıyla milis kuvvetleri hazırlayarak, düşmana zarar verip yıldırmaktır. Almış oldukları eğitim sayesinde düzenli olmayan savaş biçimini çok iyi bildiklerinden dolayı, Güneydoğu bölgesinde, gerilla taktiği uygulayan pkk'ya karşı fazlasıyla etkili olmuşlardır.
Çok fazla fedakarlık isteyen Bordo Bereli olmak, bir meslek değil, bir yaşam biçimidir.


ÖZELLİKLERİ
1-Subay ve Astsubaylardan oluşuyor.
2-üç-üçbuçuk yıl eğitim alıyorlar.
3-Gönüllülük esasına göre seçiliyorlarr.
4-Yurt içinde 72 haftalık temel nitelikli kursları var.
5-Daha sonra ihtisas alanına göre 10-52 hafta arasında değişen yurt içi ve yurt dışı ihtisas eğitimleri var.

A- YURT İÇİ TEMEL KURSLARI
-Muharebe temel eğitimi
-Göğüs göğüse muharebe
-Uzak mesafeli keşif devriye
-Sızma
-teşhis ve tanıma
-Hayatı idame
-kaçma kurtulma
-Hedef atrifi,Ateş tanzimi
-Psikolojik Harekat
-Tahrip
-Paraşüt
-Kurbağa adam
-Gayri nizami savaş
-Özel harekat türleri.konularında eğitilirler.

B-İHTİSAS KURSLARI
-yer ekip komutanlığı
-tahrip teknikleri.mayın ve bubi tuzakları
-İlk yardım
-Cerrahi müdahale teknikleri
-Mühimmat imha
-Hafif ve ağır silah uzmanlığı
-İstihbarat uzmanlığı
-Muhabere kursları
-psikolojik harekat kursları

C-YURT DIŞI KURSLARI
-Ranger
-Hava İndirme
-Sivil İşler
-Halkla İlişkiler
-Hayatı İdame
-Psikolojik harekat

Tümü iyi paraşütçüdür.Çeşitli yabancı dilleri iyi bilirler.

-İngiliz,Alman,İtalyan özel kuvvetlerinin yardım almak için kapısını çaldığı tek birliktir.
-sayıları yaklaşık 2000,dir.

"ONLAR İSİMSİZ KAHRAMANDIRLAR"

Gurur duyalım.saygılarımla...


ve bir anektot ..

Subaylar ve Astsubaylardan seçilen Özel Kuvvet gönüllüleri ülkemizde bulunan bir göldeki çorak bir adaya atılır. Bu adada 3 hafta aç susuz kendi imkanlarıyla yaşarlar. Pek aç kaldıklarını söyleyemeyiz. Çünkü bu gölümüzün kurbağaları oldukça besili ve lezizdir. 2-3 haftalar arası ada üzerinden geçen bir helikopter kendilerine bir çuval un atar. Bu unu ancak ıslatıp yiyebilirler. Özel Kuvvetler diye yumurtalı pide yapacaklarını sanmayın. 3.hafta adadan ayrılırlar ve sözü edilen 100 km'lik yürüyüşü gerçekleştirirler. Bu görev ünlü bir sıradağımızı aşarak yine deniz kıyısıyla ünlü bir şehrimizde son bulur.


Dünya, 5 dakikalık rekor operasyonla Şemdin Sakık'ı Kuzey Irak'ta yakalayan "Bordo Bereliler"i konuşuyor.
TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde yer alan "Bordo Bereliler"in, PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Şemdin Sakık ile kardeşi Hasan Sakık'ı Kuzey Irak'ta nefesleri kesen operasyon sonucu yakalamasının yankıları, yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da sürüyor. Dünyada örneği çok az görülen "yabancı bir ülkenin topraklarından adam kaçırma" operasyonunu büyük bir başarıyla hiç kayıp vermeden gerçekleştiren "Bordo Bereliler", bu operasyonlarıyla bir anda dünyadaki benzerleri olan İngiltere'de SAS, ABD'de Delta Force, Almanya'da GSG 9, İsrail'de Sayeret Mat'kal ve Fransa'da GIGN gibi özel birliklerin ulaştığı şöhrete kavuştu.
Operasyonun 5 dakika gibi rekor sayılabilecek bir sürede gerçekleştirilmesi de, "bordo bereliler" siciline parlak bir zafer olarak geçti. Dünyada büyük ilgi uyandıran operasyona, ABD'nin 9 yıl önce Panama'dan General Noriega'yı kaçırmasından sonra, en önemli "adam kaçırma operasyonu" olarak bakılıyor.Seçkin askerler
Birliklerinde üstün bir performans, başarı gösteren subay ve astsubaylarla uzman erbaş ve erlerden seçilen Özel Kuvvetler Komutanlığı timleri "Bordo bereliler", çok özel bir eğitimden geçiriliyor. Her türlü koşula karşı eğitilen timler, A ve B timleri olarak iki birimde örgütleniyor. A timleri sadece subaylardan, B timleri ise bir subay komutasında astsubaylardan oluşuyor. Özel Kuvvetler, TSK'nın seçkin askerlerinin toplandığı bir bölüm olarak en kritik görevlerde harekete geçiyor.
TSK'nın yeniden yapılanmasıyla, 1992'de teşkilatlandırılan Özel Kuvvetler Komutanlığı, dünyadaki bütün demokratik ülkelerin benzer kuruluşları gibi görev yapıyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli, Sualtı Taarruz (SAT), Sualtı Savunma (SAS), Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi, 1. Komando Tugayı, 2. Komando Tugayı, Bolu Dağ ve Komando Tugayı, Midyat 3. Komando Tugayı, Foça Amfibi Deniz Piyade Tugayı, Foça Jandarma Komando Okulu'nda üstün başarı gösterenler arasından titizlikle seçiliyor.
3.5 yıl eğitim
Yurtiçi, yurtdışı ve ihtisas eğitimi olmak üzere 3 ayrı dalda 47 ayrı ders eğitimi gören "bordo bereliler", 3.5 yılda yetişiyor.
Yurtiçinde 72 hafta süreli temel nitelikli kurslar gören elit askerlere, bu eğitimden sonra yurtiçi ve yurtdışında ihtisas eğitimi veriliyor, ihtisas süreleri 10 ila 52 hafta arasında değişiyor. Yaklaşık 3 - 3.5 yıl sonunda aday, gerçek bir "bordo bereli" olmak suretiyle özel timlerde görev alacak duruma geliyor.Her zaman her yerde göreve hazır
Özel Kuvvet mensupları, her yerde, her zaman ve her şekilde mücadele kabiliyetini, sürekli ve zorlu eğitimlerle kazanıyorlar. Karadan, havadan, su üstünden, su altından, ortam ne olursa olsun, hedefe daima ulaşıyorlar. Her olasılığa karşı daima hazır bulunan bordo bereliler, her türlü iklim ve doğa koşullarında görev yapabiliyor. Bu personel, en gelişmiş silah ve teçhizatlarla donatılmış. En modern silahları ustaca kullanabiliyorlar. Dünyadaki ünlü timlerle aynı becerilere sahip olan bordo bereliler, en vahşi doğa koşullarında bile yiyeceklerini temin edebiliyorlar. Özel Kuvvetler seferde; düşman derinliklerinde bilgi toplamak, hedef belirlemek, taktik akın ve pusular uygulamak ve düşman işgalinde kalmış bölgelerde mukavemet harekatını başlatmak amacıyla kurulmuş bulunuyor.
Özel Kuvvetler'de görevli personelin yeteneklerini artırmak üzere, NATO üyesi ülkelerin özel birlikleriyle taktik ve teknik bilgi alışverişi, teknik malzeme ve müşterek eğitim alanlarında işbirliği yapılıyor.Dört dörtlük yetişiyorlar
* Yurtiçinde; savaş beden eğitimi, özel harekat, yakın muharebe, teşhis-tanıma, uzak mesafeli keşif ve devriye, sızma, yaşamı sürdürme - sorgulama sorguya mukabele, kaçma - kurtulma, hedef tarifi - ateş tanzimi - hasar tespiti, özel operasyon, psikolojik harekat, halka yardım, paraşüt, komando, gayri nizami savaş, koruma, kış muharebesi, kurbağa adam, serbest paraşüt eğitimi.
* İhtisas kurslarında; atlatıcı ve yer ekip komutanlığı, tahrip teknikleri, mayın ve bubi tuzakları, ilk ve acil yardım, cerrahi teknisyen, hayatta kalma-kurtulma, cephane imha, hafif silah uzmanlığı, ağır silah uzmanlığı, istihbarat uzmanlığı, harekat uzmanlığı, muharebe kursları, psikolojik harekat kursları.
* Yurtdışında; özel kuvvetlerde uzmanlık, ranger, hava indirme, sivil işler, halkla ilişkiler, devriye, yaşamı sürdürme, psikolojik harekat kursları.Noriega ve Eichman da böyle kaçırılmıştı
Bu tür operasyonların en ünlüsü, Nazi Savaş Suçlusu ve "Yahudi Kasabı" olarak tanınan Adolf Eichman'ın, gizlendiği Arjantin'de bulunarak İsrail ajanları tarafından İsrail'e kaçırılmasıdır. Almanya'nın yenilgisi üzerine Arjantin'e kaçıp uzun yıllar kimliğini gizlemeyi başaran Eichman, 1960'da özel bir operasyonla Arjantin'den kaçırılıp getirildiği İsrail'de yargılandı. İdama mahkum edildi ve asılarak cazalandırıldı.
Bir başka olay da, Panama diktatörü General Manuel Antonio Noriega'nın ABD'ye getirilip yargılanmasıdır. Eski bir CIA ajanı olan Noriega daha sonra ülkesinin en üst kademelerine kadar yükseldi. Bu arada, ABD'yi can evinden vuran uyuşturucu kaçakçıları ile de işbirliğine gidince kendi sonunu hazırladı. 1989'da ABD, Noriega'yı devirmek amacıyla Panama'ya bir operasyon düzenledi. Ele geçirilen general Amerika'ya getirilip yargılandı ve 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Dünyadaki özel birlikler
* SAS: İngiliz Ordusu'na bağlı SAS (Special Air Service) komandoları, dünyadaki en ünlü özel tim. Zor operasyonlarda önce SAS'ların yardımına başvuruluyor. Körfez Savaşı ve Bosna Savaşı sırasında önemli rol oynadılar.
* Delta Force: ABD'nin özel birliği. ABD bu ünlü birliğini yurtdışı operasyonlarda başarıyla kullanıyor.
* GSG 9: Almanya'ya ait özel birlik. Somali'nin başkenti Mogadişu'ya kaçırılan Lufthansa uçağı, bu komandoların başarılı operasyonuyla kurtarılmıştı.
* Sayeret Mat'kal: İsrail'in özel birliği. Terörle mücadele ve yurtdışındaki özel operasyonlarda kullanılıyor.
* GIGN: Fransızların özel tim grubu. Teröristlere, silahlı gerillalara karşı yüzlerce operasyon gerçekleştirdi.



















































ve özellikle bu resme dikkat edin. resimdekiler amerikan delta force'nin askeri değil. Şerefli Türk Ordusunun Aslanları..

Başarı Şimdi Aslanın Ağzında

 BAŞARI NEDİR?
Tek kaleye gol atmanın zamanı geçti. Şimdi marifet Dünya Kupası’nda gol atmak. Artık bedava futbol yok golü atan parasını alıyor. Nasrettin Hoca anlatımıyla başarı helva yapmaktır. Bilimsel anlatım ile başarı, üretmektir. Birbirinin içinden geçen kırk iğne hikayesi. Kimsenin haberi olmayan başarı başarı sayılmaz. Günümüzde dünya pazarında talebi olan mal ve hizmeti üretmek başarı sayılıyor. Başarı neden şimdi aslanın ağzında?
KENDİNİZİ BAŞARIYA HAZIRLAYINIZ
Önce kendinizi geliştirin. Eğitim öğrenim devam eden bir şey. Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bileceksiniz. Günü, zamanı planlamak, her şeye vakit ayırabilmek için mutlaka not defteri kullanın.
AYAĞINIZI YERE SAĞLAM BASIN
Kökünüzü unutmayın. Dinin ve inancın önemini ihmal etmeyin. Aile müessesesine önem verin. Ailede huzur önemlidir. Karınıza çocuklarınıza vakit ayırın. Çocuklarınız iyi yetiştirin. Ölmüşlerinizi unutmayın.
BAŞARI İÇİN YOLA ÇIKMADAN ÖNCE HAZIRLIĞINIZI YAPIN
Ne istiyorsunuz? Önce ona karar verin. Alternatifler arasında tercihinizi yapın. Boşluğu yakalayın. Farklılıkları belirleyin. Fırsatları değerlendirin. Hedefinizi belirleyin. Ayran gönüllü olmayın. Zig zag yapmayın. Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırmayı bilin. Başarısızlık halinde ısrarcı olmayın. Ama yılmayın. Cepheyi daraltarak dar cephede hücuma geçin. Geçmişe bağlanmayın ama geçmişten ders alın. Bir usta bulun. Ustanın yanında çıraklık deneyimi yaşayın. Üretimin hangi faktöründe yer alacağınızı açıklığa kavuşturun. Mal ve hizmet üretmek için mutlaka birisinin emek vermesi gerekir. Tek adam “one man show” devri geçti. Başarı örneklerini inceleyin. Takımınızı kurun. Her başarı öyküsü bir “çekirdek kadro” nun eseridir. Çekirdek kadroyu kaçırmayın, değiştirmeyin. Başarının her aşamasında, başarının mükafatını takım arkadaşları ile paylaşmasını bilin.
TAKIMI KURMAK KADAR KORUMAK VE KULLANMAK DA ÖNEMLİ
Adam yetiştirin. Kurum kültürünüzü yaşatın. Yöneticinin sabahtan akşama kadar masasının başından ayrılmaması dönemi geçti. Yöneticileriniz, size güvensin, siz yöneticilerinize güvenin. Bir yönetici manevi ve maddi tatmin var ise, takımdan ayrılmayı düşünmez. Takım arkadaşlarınızın kişisel sorunlarına ilgi duyun, huzurlu yaşamalarına yardımcı olun. Birlikte çalıştıklarınızı dinleyin.
ÇAĞDAŞ İMKANLARDAN YARARLANIN
Bilgi toplumunda insanın değeri arttı. Bilgili insan bilmiş insan değil, bilgideki değişimi izleyebilen insandır. İnsan kaynakları zenginleşti. Bugün dünyada en bol şey para. Önemli olan proje üretmek. Fizibilite (yapılabilirlik) çalışması, başarı arayana yol gösteriyor, başarıyı destekleyeceklere davetiye çıkarıyor. Sınırların kalkması, hem tedariki hem pazarlamayı kolaylaştırdı. Yardımcı müesseseler uzmanlık dallarında her türlü desteği veriyor. Toplum başarıya doymuyor, başarıyı destekliyor.
İŞVEREN OLARAK ÇALIŞMA ARKADAŞLARINIZI İYİ SEÇİN, ONLARLA BÜTÜNLEŞİN
Makinenin en iyisini nasıl seçiyorsanız adamında en iyisini seçeceksiniz. Bugün çalışanın başarısı da mahalle çapında, ülke çapında değil, dünya çapında değerlendiriliyor. Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti. İşçiyi aldığı ücrete göre değil verimine göre değerlendirin. Çalışanlara yeteneklerine göre ücret verin. Çalışmayanı, çalışana taşıttırmayın. Çekirdek kadroyu koruyun. Çekirdek kadro ile bütünleşin.
MÜESSESELEŞİN AMA KİT’LEŞMEYİN
Başarının devamı için müesseseleşme şart. Müesseseleşmek çok zor bir iş. Başarılı insan isterse müesseseleşmeyi kendi gerçekleştirir. Hiçbir danışman firma, ısmarlama müesseseleşme formülü yazamaz. Aile ile işi ayırmayı bilin. Yaşınızı işinize bulaştırmayın. KİT’leşmeyin.
DEVLETTEN UZAK DURUN
İşinize politikayı karıştırmayın. Devletle iş yapmaya, devlete mal satmaya dönük tezgah ömür boyu işlemez.
BAŞARIYI YAKALAYANLARA ÖĞÜTLER
Başarıya ulaşan tek kişi siz değilsiniz. Başarının zevkini alın. Başarıyı paylaşmayı bilin. Vergiyi ve sosyal hizmetleri unutmayın. Ölümsüz değilsiniz. Kefenin cebi yok. Adınızı temiz tutmaya özen gösterin. Güvenilir olun. İnsanlara kucak açın. İnsanları kaçırmayın. Dünyada sadece siz yoksunuz. Başkaları da var. Evinizi işinize, işinizi evinize taşımayın. Şeyh uçmaz, onu müridleri uçurur. Yağcılardan kaçının. Hırçın olmayın. Hem kendinize hem başkalarına huzur verin. Dost olun, arkadaş olun. Dostunuz olsun, arkadaşınız olsun. Başarı ve para üstünlüğünü, güç üstünlüğü olarak kullanmayın. Hayat sadece işten ibaret değildir. Başka konulara da ilgi duyun. Başka konularda konuşun. Dinlemesini bilin. Küçük bir çevrenin içine hapis olmayın. İlgi duyduğunuz konuda rakiplerinizle tanışın, dostluk kurun. Sık sık beyin fırtınası toplantıları düzenleyin. Farklı kişileri ve farklı fikirleri dinlemekten korkmayın. Başarınızı, paranızı, şöhretinizi taşımayı bilin.
BAŞKALARINI DİNLEYİN, İŞİN PÜF NOKTASINI ÖĞRENİN, SONRA KENDİNİZE UYGUN DONU KENDİNİZ BİÇİN
Edward de Bono bilgi çağı bitti yeni dar boğaz düşünmek diyor. Claus Moller, “değişimi görmeyen başarıya ulaşamaz” diyor. Atasözlerinin yerini uzman sözleri almaya başladı. Özgün olun fark yaratın. Akıllı ama yaratamıyor. Delilik iyidir. Mantıklı olmaktan vazgeçin. Unutkanlık strateji oldu. Çok kültürlülük. Başarısızlığa alkış. Özgürlüğe mahkumuz.
BAŞARININ ZEVKİNİ ÇIKARIN
Ömür kısa hayat zalim. Yaşamadan ölmeyin, yaşayarak ölün. Başarının zevkini çıkarın. İnsan ölürken yaptıklarına değil, yapamadıklarına pişman olurmuş. Önemli olan yapmaktır, yapmak başarmaktır.
1 NUMARA OLMAK
Her şeyin 1 numarası vardır.
BİTİRİRKEN
Her bitiş bir yeninin başlangıcıdır. Burası Türkiye. Başarı para ile ölçülmez. Hayatım boyunca başarının peşinde koştum. Geriye bıraktığımız parayla değil eserler ile değerlendirileceğiz. İsmimin uzun yıllar yaşaması başarımın ölçüsü olacak.

Kalıplı Mum Yapımı

Malzemeler:

Mum Kalibi
Uygun kalinlikta fitil
Parafin
Mum boyasi (istege bagli)
Koku (istege bagli)
Eritme kaplari (Su dolu genis bir kap, icinde parafini eritmek icin daha kucuk bir kap)
Termometre
Isitici

- Kalibinizi dolduracak kadar parafini ve bunun %10-15’i kadar stearini eritme kabina

  alarak, ici su dolu genisce bir kapta benmari yontemi ile erimeye birakin. Parafinin icine su

  damlamamalidir.

- Kalibiniz plastikse, dibini isitilmis bir civi vs. yardimiyla tam ortadan delin.

- Mumun kaliptan kolay cikmasi icin arap sabunu-su karisimi hazirlayin ve bir firca yardimiyla

  bu karisimi kalibinizin ic kismina, her tarafa gelecek sekilde surun. Sonra kagit peceteyle iyice

  kurulayin.

- Fitilinizi bir ucundan tutarak erimis olan karisima batirin, diger ucundan tutarak tekrar batirin ve

  donmaya birakin.

- Donan fitili kalibin icine gecirin; 1 cm’lik kismini kalibin disinda birakin. Kirlenmemesi icin, bu

  1 cm’lik fitilin uzerine kucuk bir kagit parcasi vs. koyun ve uzerini bir cam macunu ile kapatarak,

  kalibin dibine yapistirin. Fitilin diger ucunu, kalibin agzina ortalayarak yerlestireceginiz bir kalem

  yada tahta cubuga tutturun. Kalem yada cubuk, kalibin icine dusmeyecek genislikte olmalidir.

  Fitili kalibin tam ortasina gelecek sekilde ayarlayin.

- Boya kullanacaksaniz, karisiminizi dilediginiz sekilde renklendirin. Az miktarda boya ile

  acik renk, daha fazla boya ile daha koyu renk mumlar elde edersiniz. Mumunuzun son halinde

  hangi rengi alacagini gormek icin acik renk bir zemine bir damla damlatarak donmasini saglayin;

  yada daha iyisi 1 cm kalinliginda karisimi cam bardaga dokerek derin dondurucuya koyun.

  Birkac dakika icinde donacaktir.

- Koku kullaniyorsaniz, mumunuz 80 - 85 C°’ye geldiginde kokuyu ekleyin (koku miktarini

  belirlerken ureticinin tavsiyelerine uyun) ve karismasini saglayin.

- Karisiminizi bu sicaklikta, agir agir, fitilin hizasindan kaliba dokun. (Kalan karisimi saklayin, daha 

  sonra gerekli olacak.) Hava kabarciklarini gidermek icin bir cita vs. yardimi ile kalibin her

  tarafina hafifce vurun. Hic kabarcik kalmamali.

- Mum, donarken, fitilin cevresinde kucuk bir cukur olusturur. Bu normaldir. Kalibinizin disi

  sogudugunda ve fitilin cevresinde cukur olustugunda, bunu doldurmanin zamani gelmistir.

  Kalan karisiminizi yine 80 – 85 C° sicakliga getirin ve mumunuzun dip kisminin duz olmasi

  icin yeterince karisim dokerek cukuru doldurun.

- Tamamen dondugunda ters cevirerek mumunuzu kaliptan cikarabilirsiniz. Mumu cikartmak icin,

  gerekirse kalibin tersine bir parca vurun yada bes ila on dakika buzlukta bekletin. Mumlari

  kaliptan asla kaziyarak cikarmaya calismayin.

Not: Dilerseniz boyayi basta eklemez ve mumunuzu kaliptan cikardiktan sonra boyayabilirsiniz

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

PATR10

View spaceSend a message
Occupation:
Age:
0
Interests:
Bu yaşanmaz dünya için fazla zeki olunmamalı